“İlâhî, ente maksûdî...” Daha ötesi var mıydı? Evine, çoluk çocuğuna yaptığı her bir hizmet, sevap olarak hanesine yazılıyordu. An gelip atarlandığı olurdu tabi. Top gibi katlanıp köşe bucağa atılan çoraplara kızar, kapağı açık bırakılmış kremlere, şampuanlara öfkelenir: “-İnsanın içinden gelecek, firâset lâzım, firâset!” diye söylene söylene iş yapardı.
Bu yazının tamamını okumak için abone olmanız gerekmektedir.
Tüm yazılara erişmek için abonelik paketlerimizi inceleyebilirsiniz.
Abone Ol
YORUMLAR
İlk yorumu yapan siz olun!