Üç günlük Şam yolculuğumuz Cilvegözü Sınır Kapısı (Arapça: Bâb al-Hawâ) üzerinden Suriye topraklarına girişimizle başladı. O an, sadece coğrafi bir geçiş değil, aynı zamanda bir kalp hududunu aşış gibiydi. Bir yanda savaşın yorgunluğunu taşıyan topraklara ilk adımın tedirginliği, diğer yanda ümmetin kadim beldelerine kavuşmanın mahzun ama derin sevinci vardı. Türkiye’den ayrılışla birlikte adeta tarihin, acının ve direnişin göğsüne doğru yürüyorduk. Gördüğümüz ilk manzara; enkazların içinden yükselen sabır ve duaların sessiz şehadetiydi.
Bu yazının tamamını okumak için abone olmanız gerekmektedir.
Tüm yazılara erişmek için abonelik paketlerimizi inceleyebilirsiniz.
Abone Ol
YORUMLAR
İlk yorumu yapan siz olun!