Cenâb-ı Hak; “Ey ehl-i îmân! Sizi merzûk kıldığımız rızkın güzellerinden yiyin ve o nîmet mukabilinde Allah Teâlâ’ya şükredin…” (Bakara Sûresi, 172) buyuruyor.
Hak Teâlâ Hazretleri yeryüzünde mevcut olan rızıklardan yemeyi insanlara mübah kılmıştır. Bilhassa rızıkların tayyib olanını arayıp onunla mütenâim olmalarını, istifâdelerini mü’minlere emretmiştir.
Fahr-i Râzî’nin beyânı vechile taam yemekte hüküm dört tür:
1- Nefsini ölümden kurtarmak için yerse farzdır.
2- Nefsini zâfiyet gibi zarardan muhafaza için yerse vâcibdir.
3- Misafirin utanmaması için misâfirle birlikte yerse menbuddur.
4- Bunlardan sâlim ve ârî olarak yerse mübâhdır.
Cenâb-ı Allâh’a ibâdet etmek ancak şükürle tamam olacağına işaret için; “Eğer ibâdet eden kimselerseniz Cenâb-ı Allâh’a şükrediniz.” buyurmuştur.
Şükrün üç kısmı vardır:
1- Kalble şükürdür ki nîmeti ihsân eden hakîkî Mün’im’i bilmektir.
2- Lisân ile iükürdür ki kalbinde olan Mün’imi-i hakîkî’ye olan mârifetini lisâniyle izhâr edip Rezzâk-ı hakîkî olan velî nîmetini hamd ü senâ etmektir.
3- Âzâ-yı cevârihle şükürdür.
Şükrün üç türlüsü vardır: Dil ile şükür, amellerde şükür, hal ile yani kalb ile şükür. Dil ile şükre işâret “Rabbinin nîmetini söyle!” (Duhâ Sûresi,11) âyet-i celîlesiyle “Tahdîs-i nîmet yani nîmetleri dil ile ikrâr da bir nev’i şükürdür.” hadîs-i şerîfidir.
Amellerin şükrüne “Ey Dâvud âilesi, şükredin!” (Sebe Sûresi, 13) âyet-i celîlesi delâlet eder. Hal veyâ kalb ile şükre ise “Size ulaşan her nîmet Allah’tandır!” (Nahl Sûresi, 53) âyet-i kerîmesi işâret eder.
Yine Sûre-i Bakara’da:
“Ey nâs! Sizin için yeryüzünde halk olunan nîmetlerden helâl ve tayyib olarak yiyin ve rızkınızı kesbederken şeytanın vesvesesine ittibâ etmeyin. Zîrâ Şeytan sizin için açık bir düşmandır.” (Bakara Sûresi,168) buyurulmuştur. Şeytan helâlı haram ve haramı da helâl göstermek suretiyle insanı hevâ ve hevesine sevk eder ve bâtılı hak göstermekle idlâl eder. ‘Huduvâti’ş-Şeytan’ ile murâd; Şeytanın vesvese ve desiseleriyle insanı aldatmak için kurduğu tuzaktır. “O, size ancak kötülüğü, hayâsızlığı ve Allâh’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.” (Bakara Sûresi,169)
Şükür üç şekilde yapılır:
1- Şükr-i akvâl: Kendi kendisiyle gizlice konuşurken tahdîs-i nîmet edip her ân Rabbine muhtaç olduğunu itiraf eder: “Rabbinin nîmetine gelince, onu şükür için söyle.” (Duhâ Sûresi,11) buyurulmuştur.
2- Şükr-i a’mâl: Bir nîmete karşılık hayırlı amel işlemekle yapılır.
“Ey Dâvud zürriyeti! Şükür ameli işleyiniz.” (Sebe Sûresi, 13)
3- Şükr-i ahvâl: Nîmet veren Rabb Teâlâ Hazretlerinin şekûriyet sıfatıyla kulun sırrında tecellî etmesidir ki, kul nîmette ancak nîmet vereni görür, başka bir şey göremez. (Rûhu’l-Beyan: 1 / 93)
Mahmud Sâmî Ramazanoğlu, Musâhabe-4, s.123- Erkam Yayınları
YORUMLAR