Ertesi gün bir kilo muz aldım, Necati’nin ziyaretine gittim… Yoğun bakıma kaldırmışlar: “Çıkar mı çıkmaz mı bilmiyoruz” dediler. Üzgün bir şekilde geri döndüm. Muz poşeti elimde öylece sallanıyor… Otobüse bindim, yeğenim Çetin’i düşündüm. Şemsiyenin altında duman soluyan gençleri gözümün önüne getirdim, bizim müezzinin öksürürken abdestinin bozulduğunu hayal ettim.
Bu yazının tamamını okumak için abone olmanız gerekmektedir.
Tüm yazılara erişmek için abonelik paketlerimizi inceleyebilirsiniz.
Abone Ol
YORUMLAR
İlk yorumu yapan siz olun!